YÜZÜNCÜ MAYMUN

YÜZÜNCÜ MAYMUN

Görünür olmak. Kendini ortaya koymak. Işığını kısmadan ben böyleyim demek. Olduğun gibi göründüğünde tehlikeleri üzerine çekecekmişsin, birilerini gölgede bıraktığın için gösterişçilikle suçlanacakmışsın gibi korkulardan sıyrılıp neysen o olmak. Potansiyelini sonuna kadar yaşamak. Var oluşunun tadını doyasıya çıkarmak. Yaşamını anlamlı kılmak. Yaşamanın hakkını vermek… Bu ara bu kavramlar üzerine düşünüyorum sık sık. Ve cadılar geliyor aklıma. Başka yerlerdeki, başka zulm görmüş ve bastırılmış kadınları da düşünebilirdim belki ama ben cadı avlarını düşünüyorum.

Judith Liberman’ın Masal Anlatma Okulu’nda arketipler üzerine çalışırken yaptığımız bir çalışma zihnime üşüşüyor. Cadılardan çocuklara bahsetmeli miyiz diye sormuşlardı Judith’e, korkarlar mı sizce? O da “Bir cadı nedir sizin için?” demişti. “Özelliklerini sayın.” Sonra başlamıştı tahtaya gelen cevapları yazmaya:

-Buruş buruş olmuş, çirkin bir suratı vardır.(Dilerim hepiniz yaşlılıktan buruş buruş olacak kadar uzun ve sağlıklı bir ömre sahip olursunuz.)

-Ya da çok güzeldir.

-Vamptır. (Eee?)

-Uzun tırnakları vardır. (Tercih meselesi.)

-Kahkaha atar. (Gülen bir kadının, hala, birilerini rahatsız edebiliyor olması ne acı!)

-Diğer cadılarla zaman zaman toplanır. (Bir kadına en iyi gelen şeylerden biri; kadın dostlarıyla toplanması, onlar tarafından dinlenmesi, duyulması ve destek bulması olabilir.)

-Ay ışığında çıplak dans eder. (Çılgınca ama çok eğlenceli olabilir.)

-Öfkelidir.Kıskançtır. (Duygularını bastırmayıp dışa vuruyordur. Olmadığı bir cici kız gibi davranmıyordur.)

-Uçarak gezer. (Seyahat etmeyi kim sevmez?)

-Büyüler yapar. (?!?!?)

-Geleceği görür. (Fal baktırmayı sevmeyen?)

-Ormanda tek başına yaşar. (Kendi kendine yetebilen bir kadın!)

-Evcil olmayan hayvanları vardır: Karga, yılan, örümcek… (Doğayı seviyor.)

-Bitkilerden anlar. Otların ne işe yarayacağını bilir. (Şifacıdır.)

Ve sıraladığımız özelliklerin parantez içindeki açılımları hakkında konuşup cadıların sadece özgür, oldukları gibi davranan, kendi ayakları üzerinde durabilen ve bu halleriyle birilerini fena halde tedirgin etmiş normal kadınlar olduklarını fark ediyor, bambaşka bir yerden bakıyoruz masallara…

Freedom Writers adında bir film izledim geçen gün. Yahudi soykırımı öncesi kamuoyunu hazırlamak adına gazetelerde nasıl Yahudilerin fare suratlı, şeytani, insan dışı varlıklarmış gibi çizildiklerinden bahsediliyordu bir sahnede. İnsan bile olmayan (!) bu varlıklar için merhamete ne lüzum var… Aynısını cadılar için de yaptıklarını fark ediyorum. Yamuk yumuk, yeşil suratlı; siyah giyinen; süpürgeyle ya da küpe binip uçan (Küplere binmek deyimi buradan geliyormuş) garip varlıklar… Neden vicdan uyandırsın ki? İnsan değil onlar. Tabii ki en psikopatça işkence aletleri geliştirilebilir onlar üzerinde uygulanmak için, tabii ki suda boğulabilir, diri diri yakılabilirler… Oysa sensindir işkence gören, benimdir boğulan, komşundur yakılan… Ne için? Bastırmak, susturmak, gücünü elinden almak, korku ile üzerinde kontrol gücüne sahip olmak, ulaşamayacağını elde etmek, edemiyorsa da yok etmek için. Pek uzak gelmedi değil mi? Ortaçağ gibi değil de bahsettiklerim, bugün gibi. O günlerde -yaşamak için- güçlerinden, varlıklarından, haklarından vazgeçen kadınların yarası bugün hala sokağa çıktığımızda, kendimiz olduğumuzda, hakkımızı aradığımızda, cesaretle kalbimizin tutkusuna doğru bir adım attığımızda, farklı bir şey ortaya koyduğumuzda yakalayıveriyor bizleri. Bu yara sadece cadıların yakıldığı topraklarda yok. Her coğrafyada, ataerkil düzenin dokunduğu her toprakta hakim. Fakat değişiyoruz! Her şeye rağmen kadınlar, gün geçtikçe değişip güçlerini ele alıyor, renklerini ortaya koyuyorlar. Bunu destekleyen bu gelişime ayak uyduran erkekler de cabası. Birlikte ilerliyoruz. Ancak aynı anda hala ortaçağ geri kalmışlığının hakimiyetini derinden hissettiğimiz bir gerçeklik de mevcut. Bu ikilik aklıma yüz maymun fenomenini getiriyor.

1952 yılında bilim insanları Pasifik Okyanusu’ndaki irili ufaklı adalar üzerinde yaşayan Macaca fuscata maymunları ile bir deney yapıyorlar. Seçtikleri bir adada, maymunların bulup yemesi için kumların arasına tatlı patates gömüyorlar. Maymunlar tatlı patatesin tadını çok seviyor ama kumlu kumlu yemek de hiç hoşlarına gitmiyor. Derken bir gün içlerinden genç bir maymun patatesi yıkamayı keşfediyor. Bunu kendi ailesine ve arkadaşlarına öğretiyor. Arkadaşları da kendi ailesine. Bu davranış biçimi yayılıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen, kendi bildiklerini tekrar eden bazı yetişkin maymunlar ise kumlu patates yemeye devam ediyor. Ta ki yüzüncü maymun da patatesi yıkamayı öğrenene kadar. Yüzüncü maymun patatesini yıkadığında bir anda adadaki tüm maymunlar patatesini yıkayarak yemeye başlıyor. Hatta o adada yaşamayan ve adayla hiçbir bağlantısı olmayan diğer Macaca fuscata maymunları da patateslerini yıkamaya başlıyorlar. Eğer yüzüncü maymun değiştiğinde tüm maymunlar değiştiyse biz de insan ırkı için kritik olan o bilinmeyen sayıyı aşabilirsek tüm insanlık değişebilir. Bunun için biz hangi maymun olacağız önemli olan o? Başka maymunların patatesini yıkamamasına odaklanabiliriz ya da patatesini yıkayan ve yıkamayı başkasına da öğreten maymunlara… Hangisi dünyayı daha çok besler? Umut mu umutsuzluk mu? Birisi fikrinizi uçuk, ütopik, saçma mı buldu? Patatesini yıkamayı reddeden maymunları hatırlayın. Bu yaptığınızın yanlış olduğunu göstermez. Peki siz patatesini yıkamayı sürdüren maymunlar kadar doğal bir akışkanlıkla fikrinize sahip çıkabilecek misiniz? Ya da gücünüzü elinizden almak isteyen her kimse ona karşı aynı şekilde dik durabilecek misiniz? Bunlar benim kendime de sorduğum sorular. Bildiğim; aradığımız güç içimizde, sadece bastırıldı. Gün onu ortaya çıkarma, parlama günü…

Sevgiler,

Gizem Çimen

https://www.mindenpictures.com/search/preview/japanese-macaque-macaca-fuscata-feeding-on-sweet-potato-ipomoea-batatas/0_00573984.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close