HARPYLER

HARPY

Tanrılar, Phineus adlı ruhu cezalandırmaya karar verir ve bunun için Harpy denilen kuş biçimli tanrıçaları görevlendirirler. Bu kuşlar, Phineus ne zaman sofrasını kursa uçarak gelir, yiyeceğin bir kısmını çalar, bir kısmını dağıtır ve kalanın da üstüne sıçar. Böylece zavallı adamı kurt gibi aç bırakır.

Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabında bu kuşlardan yola çıkarak Harpy Sendromu adı verilen bir olgudan bahseder. Kişi ortaya fikir atar ve Harpy gelip üstüne sıçar.

“Şey, şunu yapmayı düşündüm…”

“Bu aptalca bir fikir, kimse bununla ilgilenmez, gülünç denecek kadar basit.. Pekala bu sözlerimi bir kenara yaz, fikirlerin çok budalaca, insanlar sana gülerler, aslında söyleyecek bir şeyin yok…” *

Size de tanıdık geliyor mu? Bugüne dek belki pek çok fikrimiz, hedefimiz, hayalimiz hayatın içindeki Harpylerce yok edildi. Üstelik bu döngüler tekrarladıkça, duyduklarımızı genelledik, gerçeğimiz kabul ettik. Kendi kendimizin Harpysi olduk. Ben yaratıcı değilim, ben üretken değilim, bu fikirleri nereden buluyorlar, benim aklıma hiç böyle şeyler gelmez… Bunu denemeyi nasıl göze almış, büyük cesaret, ben yapamazdım… Bunların bir teki bile doğru değil!

Siz kime inandınız bilmiyorum. Size kim yapamayacağınızı, yeterince iyi olmadığınızı söyledi, kim ilham olmak yerine korkularınızı besledi, bilmiyorum. Tek bildiğim herkesin ama herkesin içinde yaratıcı, üretici bir potansiyel olduğu. Sadece bu potansiyelin açığa çıkması gerek. O da üzerinde mantıklı düşünerek, analiz ederek, keserek biçerek olmuyor. Saçmalamak gerek! Ne kadar çok saçmalamak için izin verirseniz kendinize o kadar eşsiz bir şey doğurabilir hale geliyorsunuz. Ben bunu yaratıcı drama ile keşfettim.

Yaratıcı drama doğru ve yanlışın olmadığı bir alan açıyor size. Ne yaparsanız, o an için “en iyisi” o. Belki sonrasında çok daha iyisini doğurabilirsiniz. O daha iyiyi keşfetmek için yaratıcı drama sürecindeyken tasalanmanıza gerek yok. Ortaya sadece bir şey koymanız yeterli. Üstelik ortaya koyduğunuzun en iyiniz olarak kabul görmesi, her seferinde ortaya koyduğunuz şeyin cüretkarlığını bir parça daha artırarak sizi kendi içinizde daha derinlere dalmaya sevk ediyor. O zaman da başka bir keşif başlıyor. Yaratıcılığın bir sonu yok. Orası dipsiz bir kuyu…

Artık Harpylerinize “Dur!” deyin, “Bunlar doğru değil!” ve kendi potansiyelinize açılın…

Sevgiler,

Gizem Çimen

*Kurtlarla Koşan Kadınlar; Clarissa P. Estés; syf:339

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close